Niyet ettim İslam`a……..

Bir “Cahil Âbid” ve “Fâcir Âlim” Örneği: Cübbeli Ahmed

Posted by kiziroglu 20 Ocak 2010

Geçen gün bir vesile ile, Cübbeli Ahmed’in dergisi olarak bilinen “Kasr-ı ARİFAN” adlı derginin 22 sayısı geçti elime Mahmud Ustaosmanoğlu’nun; “Mevlana Halid’i ziyaret etmemiz gerek” sözü üzere tahakkuk eden Şam ziyaretine özel bir sayı imiş Dergide anlatılanlar o kadar akıcıydı(!) ki, bir solukta büyük bir bölümünü okudum.
Okuduğum bölümlerden de hayrete şayan noktaları, maddeler halinde sizlerle paylaşmak istiyorum.
 

1) Hadis ilmine olan ilgimden dolayı, dikkatimi ilk çeken, yaklaşık 60 sayfalık dergiye, onlarca mevzû/uydurma hadis koyma başarısını göstermiş olmalarıydı.

 Zikredilen hadislerin birçoğunda kaynak yok.

 Kaynak olanlarda ise, Kütüb-i Tis’a dediğimiz 9 muteber hadis kitabı değil, başta Abdulkadir Geylanî’ye(rha) nisbet edilen el-Gunye isimli eser olmak üzere, hadis için kaynak değeri taşımayacak eserler seçilmiş.

 Ben sizlerle, sadece el-Gunye adlı eser hakkında bilgi paylaşmakla yetineceğim.

 Böylece; hem diğer kaynak olarak seçilen eserlerin nasıl olabileceğini tahmin edebilecek, hem de el-Gunye adlı eserdeki rivayetlerin ne derece sahih ve muteber olduğunu müşahade edeceksiniz Yardım ve başarı Allah’tandır(cc)

Şeyh Geylanî’nin(rha), el-Gunye’de, kendilerinden rivayette bulunduğu isimler şunlardır:

11- Ebu’l Berakat Hibetullah b Mübarek el-Bağdadî el-Hanbelî es-Sekatî: Kendisi bir muhaddis olmasına rağmen, güvenilir bulunmamıştır.  Birçok alim; onun isnadlar uydurduğunu, yalanının ortaya çıktığını, görmediği kimselerden işitmiş gibi rivayetlerde bulunduğunu belirtmişlerdir.  Hafız İbn Hacer el-Askalânî(rha), bu zatın, Receb ayının faziletleri hakkındaki rivayetleri uydurduğunu belirtmiştir [1]   El-Gunye’de, Şeyh Hibetullah’tan naklen 39 rivayet bulunmaktadır.

12- Ebu Nasr Muhammed b Ebu Ali Huseyn el-Bennâ: Meçhul bir kimsedir Abdulkadir Geylanî’nin(rha) ilim aldığı şeyhleri arasında da ismi geçmemektedir. Bu zatın da, el-Gunye’de 62 rivayeti yer almış olup, büyük çoğunluğu münker, munkatı’ ve uydurma rivayetlerdir [2].

Bu rivayetlerin, el-Gunye’ye daha sonradan eklenmiş olmaları kuvvetle muhtemeldir .

En doğrusunu Allah(cc) bilir.

2) Dikkatten kaçması imkansız olan bir diğer nokta, Mahmud Ustaosmanoğlu’nu nitelemede kullanılan aşkın ifadelerdi.

 Bu sıfatlardan birkaçına değinecek olursak:

21- Gavs-ı Âzam: Gavs tabiri, tasavvuf literatüründe, kendisinden manevî yardım istenilen kutb’un ünvanı olarak kullanılır. Kutub da, yeryüzünde her zaman Allah’ın(cc) nazargahı olup bütün varlıkların işlerinin, elinde meydana geldiği(!!) “TEK KİŞİ”ye denir Kutub, açık ve gizli yardımcılarıyla birlikte ruhun vücutta yayılması gibi, bütün kainata sirayet edip(!), ulvî ve suflî alem üzerine hayat ruhunu saçar(!).

Bu kavramı kabul ediyor olmak dahi, insanın Tevhid’ini silip götürmeye kâfîdir.  Kabul edip, bir de iyi bir şeymiş gibi gerile gerile dillendirenlere de şunu sormadan geçemeyeceğiz:

Menzil’deki tarikata intisablı olanlar da şeyhlerini Gavs-ı Azam olarak nitelemektedirler.  Oysa Gavs-ı Azam bir tane değil miydi? Hanginizin şeyhi Gavs-ı Azam’dır söyler misiniz?  Ya hanginizin şeyhi, diğerinin şeyhini döver??  Kainatı, hiçbir yardımcıya ve ortağa muhtaç olmayacak şekilde idare eden Allah’ımız(cc), sizlere akıl ve iz’an ihsan eylesin.

22- Sâhibu’z-Zaman: Bu tabir de tasavvuf literatüründe sıkça rastlanan kavramlardandır “Zamanın sahibi” demek olan bu kavramla, Allah(cc) katında, zamanının en makbul insanı kastedilir

Zamanın ve mekanın yegane sahibi ve otoritesi Allah’tır(cc) Bir “KUL”, kendi nefsine dahi sahip çıkamazken, “Zamanın Sahibi” olarak nasıl nitelendirilebilir?   Allah(cc) katındaki en makbul insanı, kim, nasıl bilebilir?   Şeyhe kayıtsız-şartsız itaati(kulluğu), “trafo” örneğiyle açıklama gayreti sarfettiğiniz gibi, bu nitelemeyi hangi komik örnekle meşru göstermeye çalışmaktalar merak ediyorum.

“Allah, müminleri içinde bulunduğunuz şu durumda bırakacak değildir, pisi temizden ayıracaktır Ve Allah sizi gayba vakıf kılacak da değildir Fakat Allah, “peygamberlerinden” dilediğini seçip (gaybı bildirir)” (Âl-i İmran/179)

23- Kalplerin Kıblesi: Hiç yoruma ve açıklamaya dahi gerek yok zaten… Zira; mü’minin bedenen de, ruhen de, kalben de yöneldiği tek kıblesi vardır ve bu kıblesi asla şaşmaz!

“Andolsun, kendilerine kitap verilenlere her ayeti (delili) getirsen, yine onlar senin kıblene uymaz; sen de onların kıblelerine uyacak değilsin.  Onlardan bir kısmı, bir kısmının kıblesine (bile) uymaz.  Andolsun, eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (istek ve tutku)larına uyacak olursan, o zaman gerçekten zalimlerden olursun” (Bakara/145)

24- Asrın Müceddidi: Bilirsiniz müceddid, dini yenileyici, unutulan Sünnet’leri ihya edicidir Ve İmam Suyutî(rha); “Her asırda dinin müceddidi, müctehiddir” buyurur [3]

Peki sormak gerekir: Bu zatlar neyi tecdîd etmişlerdir? Hangi unutulan Sünnet’i ihyâ etmişlerdir? Bırakın ictihad etmeyi, ictihada karşı duran, ictihad kapısını kapatıp dini ve fıkhı donduran ve hayattan koparan bunlar değil midir?  Tecdîd’den maksat, takva-zühd gibi kavramları yenileyip, lüks villalarda oturmak, lüks otolara binmekse, evet… Ben de haykırıyorum: Bereketli bir asırdayız mâşâe’llah.  Zira asrın müceddidi bir değil, birçoktur!

“Onlar, kendilerine yapılan uyarıları unutunca, üzerlerine bütün nimetlerin kapılarını açıverdik” (En’am/44)

İhya ettikleri(!) tek Sünnet: Sarık, Şalvar, Cübbe… Sardıkları sarığı da Rasulullah(sas) gibi değil, kendi sünnetleri gereğince sarmaktalar.  Zira, Rasulullah(sas), bir ucunu iki omzunun arasından sarkıtırdı.  Bunun harici her sarma şekli de bid’attir [4] Şalvar da Rasulullah’ın(sas) değil, şeyhlerinin sünneti zaten. Peki geriye ne kaldı? Görüntü Müslümanlığının baş mimarları; bize ihyâ ettiğiniz tek Sünnet gösterin davanızda samimi iseniz.

Rabıta mıdır Sünnet ihyanız?

Yoksa küfr kokan Vahdet-i Vücud öğretileriniz mi?

Söyleyin; hangisi??

3) Cübbeli Ahmed’in kaleme aldığı yazı, zaten bir muhteşemdi(!)

Başlarında; bid’at ve dalalet ehli olarak nitelediği İslamoğlu’nu es geçmediği yazısından iktibaslar sunayım istiyorum.

Siz kardeşlerimden de sadece; “Rasulullah’ın(sas) ve ashabının zamanında bu anlayışın, böyle inançların yeri var mıydı?” sorusunu sorarak okumanızı rica ediyorum.  Rasulullah’ın(sas) hayatında ve öğretilerinde olmayan bid’atleri insanlara pazarlayanların, önlerine çıkanı bid’at ehli olarak nitelemeleri, pek de şaşılası bir durum olmasa gerek.

 Zira nefislerini Kur’an’a arzetmeyenler, kendilerinin ne olduğunu anlayamazlar [5]

İktibaslara geçelim:

“Risale-i Kudsiyye ve Risale-i Halidiyye gibi tarikatımızın kaynak eserleri; “Mürşide itiraz eden asla iflah olmaz(!)” derken… bu zatlar hakkında hayatları boyunca bir azil söz konusu değilken(?!) artık itirazcıların bu inkarlarına asla itibar edilmemeli ve sevgili Mürşidimizin zaman ve mekanı aşan(!!) irşadının cihanşumul oluşu(?) daha iyi değerlendirilmelidir” (s:10)

Fazlaca düşünmeye hiç gerek yok.  Önümüzde İmam Ebu Yusuf(rha) ve İmam Muhammed(rha) örnekleri var.  Bu iki İmam, hocaları İmam Azam’ın(rha) görüşlerinin üçte ikisine muhalefet etmişlerdir.  Felaha ulaşamadılar mı dersiniz bu iki büyük İmam?

Asr-ı saadetten de birçok örnek sunabiliriz Peygamberimizin(sas) vahiy kaynaklı olmayan şahsî görüşlerine itiraz eden sahabeler de mi acaba iflah olamadılar dersiniz??

Devam edelim:

“Beni en çok üzen husus… Efendi Hazretlerimiz gibi bir Müceddidin(?!) ve Gavs-ı Azam’ın müridi olduklarını iddia eden bazı gafilleri; her sorduğumuza ayet ve hadisten cevaplar vermekte olan, bütün sıkıntılarımızı gideren(!) ve her darımıza yetişen(!!) Efendi Hazretleri gibi sıhhatli(?) ve vefalı bir zatı hastaymış gibi gösterme gayreti içerisinde görmemizdir” (s:10)

(Onlar mı hayırlı) yoksa darda kalana kendine yalvardığı zaman karşılık veren ve (başındaki) sıkıntıyı gideren, sizi yeryüzünün hakimleri kılan mı? Allah’tan başka bir ilâh mı var? Ne kadar da az öğüt alıp düşünüyorsunuz!” (Neml/62)


“…Hz Mehdî hakkında varid olan; “O benim izime uyacak, hiç yanılmayacak” hadis-i şerifinin mazharlarından biri olan(!) Üstadımız Hazretleri…” (s:12)

Hiç yanılmıyorlarsa, onlar da Peygamberler gibi İsmet sıfatı mazharı olmalılar Haşâ! Şianın “masum İmam” anlayışına ne kadar da benzer bir itikat!

İmam el-Acurrî(rha), “ilimlerinin kendilerine fayda vermediği alimlerin vasıfları”ndan birinin de; “Zannî olan meselelerde kesin hükümlü, kesin olan meselelerde hakkı arıyormuş gibi tahkikatta bulunması” olduğunu söyler [6]

(Mahmud Ustaosmanoğlu dilinden aktarıyor) “…Efendi Babam derdi ki: “Yarın ahrette azap melekleri bir adamı yakalasalar, o da: “Ben Nakşi tarikatının Halidî kolundanım” dese, onu bırakırlar(!!!)” (s:13)

“Ben bile nasıl karşılanacağımı bilmiyorum” diyen bir Peygamber’e(sas), böylesi varis(!)ler Ne garip…

“…Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez…” (Lokman/34)


(Muhammed Halid Ziyâuddin Zülcenâheyn’in kabrini ziyaret esnasında, Mahmud Ustaosmanoğlu’nun, Cübbeli’den dua yapmasını istemesi üzerine…) “…Bu iki büyük müceddidin(!) ruhlar alemindeki sürekli mülakatlarına(!) izâfeten alem-i eşbahtaki ictima’larından hâsıl olan tecelliyâta tahammül edemeyen bazı erbab-ı hal, cezbeye kapılarak vecd ile cûş-u hurûşa geldiler, hatta bir kısmı min gayr-ı ihtiyâr feryad-ü figân ederek bu hali izhar ettiler” (s:15)

Katade(ra) şöyle dedi: “Çığlık atıp bayılmak, şuurların gitmesi ancak bid’at ehlinde bulunur ve şeytandandır” [7]

Enes b Malik’e(ra); Kur’an okuyup çığlık atarak bayılan bir kavim sorulunca dedi ki: “Bunu Hariciler yapar” [8]


“…bu büyük veliyi(Abdurrezzak Halebî’den bahsediyor), Efendi Hazretlerimizin elini öpmek için gayret sarfederken, Üstadımız Hazretlerini de onun elini kaldırıp öperken bir görecek olsaydınız, elbette çok büyük bir iş(!?) görmüş olurdunuz” (s:17)

Bunun neyi büyük bir iş olabilir? Dilberi görmeyen, resmine bayılır imiş. Rasulullah(sas) kaç kişiye el-etek öptürmüştü acaba? Sadece bir adet örnek gösterilebilir mi?

Süfyan es-Sevrî(rha) şöyle der: “Cahil Abidin ve facir alimin fitnesinden Allah’a(cc) sığının. Çünkü bu ikisinin fitnesi, tüm fitneye kapılanların fitnelerinin aslıdır” [9]


“Biz; Efendimiz, Şeyhimiz ve ruhumuzun Ruhu olan Mahmud Efendi Hazretlerinin emriyle, O’nun bazı faziletlerini tanıtma sadedinde sizlere birkaç kelime takdim edeceğiz Biz onu tariften aciziz(!)” (s:25)

Bizler ise, sadece Rabbimizi hamdden ve tariften aciziz. Bir “KUL”u tariften aciz olmak da ne demektir??


“Mevlanâ Halid bir sene Hacca gittiğinde Abdullah el-Mekkî el-Erzincanî’ye hitaben: “Ey Abdullah! Bu sene ben Hacca gelmedim, sırf seni ziyarete geldim” demiştir” (s:25)

O da, kalbinin kıblesine onu yerleştirmiş demek ki…


Ve daha neler neler… Vakit, elbette bu gibi saçmalıklarla uğraşılmaması gerektiği kadar kıymetlidir Bu bakımdan daha fazlasını, daha büyük bir zaman israfı olarak görüyor ve bu kadarı ile yetiniyorum.

Rabbimden, bu türlü ayak kaydırması muhtemel eserlerle beni bir daha imtihan etmemesini diliyor ve bu zaman israfımdan dolayı da affına sığınıyorum. Ve O Allah(cc) ki; bizim şer gördüklerimizde hayr halkedendir. Bu zaman israfımdan da, hayr halk eylemesini murad ediyorum

Cübbeli ve benzeri zevat, şunun-bunun “fıkhî/amelî” bozuklukları ile uğraşacaklarına, Barbie bebeklerden tahrik olmayı ve ekranlarda stand-up gösterileri sunmayı bırakıp, evvela kendi “itikadî” bozukluklarına bakmalılar. Ortalığı ifsada boğup ıslah süsü vererek, ancak tufeylileri aldatabilirler.

Bu gibi, cahil abid ve facir alimlerin fitnesinden Allah’a(cc) sığınırız…

Bu gibi zevatın izinden giden ve Allah’ı(cc) sever gibi onları sevenler için, müfessirlerin İmam’ı Taberî’nin(rha) tefsirinden şu iktibası sunmak istiyorum:

“Onlar arasında avam tabakasına mensup bazı kimseler vardır ki, Tevrat’ı bilmez ve ondaki ayetlerin manasını anlamazlar Batıl yolda oldukları halde, doğru yolda olduklarını zannederler.  Onlar, ruhanî reislerinden ve alimlerinden duydukları bazı şeyleri Allah’ın(cc) Kitab’ındanmış gibi zannettiler.  Onlar sadece büyüklerinin ve reislerinin kendilerine haber verdikleri şeylere uydular Cenab-ı Allah onları yalancılıkla nitelemiştir” [10]

Yahudilerin bu tavrı ile kendinizde bir benzerlik görüyorsanız, Yahudilerin başına gelen sizin de başınıza gelmeden, kendiniz için, kendinize gelmelisiniz.   Unutmayın! Lanetlenen; Yahudi ırkı değil, Yahudi “MANTIĞI” idi.

O’nun(cc) muvahhid kulları, O’na(cc) ne birini denk koşarlar ve ne de O’nunla(cc) beraber bir başkasına kulluk/ibadet ederler.  O’ndan(cc) başkasına tevekkül etmezler.  O’ndan(cc) başkasına “hiçbir durumda” sığınmazlar. O’na(cc), “esma-u hüsnâ”sından gayrısıyla duada bulunmazlar ve O’na(cc) aracılarla ulaşmak istemezler [11]

“Allah’ım! Amelin hayırlısına engel olan emelden Sana sığınırım” [12]

Ve’s-Selam…
BiLaL HaTTaB
Dipnotlar:

[1]- İbn Hacer, Tebyinu’l Aceb Bima Verade fî Şehr-i Receb, s:5

[2]- Bkz: Abdulkadir Geylanî ve Kendi İsnadıyla Rivayet Ettiği Hadisler, s:24,25

[3]- Bkz: İmam Celaleddin Suyutî, Takriru’l İstinâd fî Tefsiri’l İctihâd

[4]- Bkz: İmam Rabbanî, Mektubât, 186 mektup

[5]- Hasan el-Basrî(rha) şöyle demiştir: “Kim kendisinin ne olduğunu anlamak istiyorsa, nefsini Kur’an’a arzetsin” [Abdullah İbnu’l Mübarek, Kitabü’z-Zühd, 1/37]

[6]- Bkz: İmam el-Acurrî, Ahlâku’l Ulemâ, s:121

[7]- Bkz: Abdurrezzak, Tefsir, 2/172

[8]- Ebu Ubeyd, Fezailu’l Kur’an, s:112

[9]- İmam el-Acurrî, Ahlâku’l Ulemâ, s:101

[10]- İmam Taberî, Tefsir, 1/66

[11]- İmam Muhammed b İsmail es-San’anî, Tathiru’l İtikad an Edrani’l İlhad, s:57

[12]- Maruf el-Kerhî’nin(rha) duası Bkz: Beyhakî, Zühd, s:195; Ebu Nuaym, Hilye, 8/363

6 Yanıt to “Bir “Cahil Âbid” ve “Fâcir Âlim” Örneği: Cübbeli Ahmed”

  1. ALİ GALİP YÜCEL demiş

    SENİNLE TANIŞMAYI İSTERDİM ARKADAŞ SENİN GİBİ ÇOK BİLMİŞ ALİM:)))) ZAHİT:))))) VEDE NE DİYEYİM BİLMİYORUM BİR KERE ALLAH DOSTLARIYLA ALAY ETMEK BÜYÜK BİR EDEPSİZLİKTİR. TEVBE İSTİĞFAR EDİP EHLİ SÜNNETİN YOLUNA GİRESİN ALLAH HEPİMİZ AFFRTSİN. AMİN EVET NASILKİ ALLAH C.CELALUHU HERŞEYE GÜCÜ YETENDİR AMENNA AMA HER İŞTE ARAYA VESİLELER KOYAR AMA BUNU KİMİMİZ ANLAMA KABİLİYETİNİ ORTAYA KOYAR KİMİSEDE KOYAMAZ YOLDAN AYRILIR ALLAH MUHAFAZA. BİR SÜRÜ GÖREVLER VERİLMİŞTİR MELEKLERE ALLAHIN İHTİYACIMI VARDIDA SÜMME HAŞA OKADAR KAVİMLERİ MELEKLER VASITASIYLA HELAK ETMİŞTİR. SEN ŞİMDİ ŞU AYETİDE UYDURMA DERSİN MUSA ALEYHİSSELAMA ASANI DENİZE VUR (ASA HERALDE DEYNEK OLUYO DİMİ) DEYNEK VURMADAN SUYU AÇAMAZMIYDI AALLAH C.C. HAŞA SÜMME HAŞA, SÜLEYMAN ALEYHİSSELAMA BRLKISIN TAHTINI GÖZ AÇIP KAPAMADAN GETİREN ŞAHIS, YUSUF ALEYHİSSELAMIN GÖMLEĞİNİ BABASINA GÖNDERMESİ HIZIR İLE MUSA ALEYHİSSELAM HADİSELERİ DAHA NİCELERİ ASAYA, GÖMLEĞE HİKMET SEBP EDEN ALLAH C.CELALUHU SEVDİĞİ MUKARREB KULLARINA TABİKİ İZİN VERİR DİLEDİĞİ ŞEYLERİ ONLAR ELİYLE YAPAR BUNDA YADIRGANACAK NE VARKİ, O MELEKLERE O KADAR KUVVETLER BAHŞEDİP ADINA İŞLER YAPTIRAN ALLAH CELLE CELALUHU, TABİİKİ MUKARREB KULLARINA Kİ BU KULLAR MELEKLERDEN DAHA ÜSTÜNDÜRLER EHLİ SÜNNET İNANCIMIZA GÖRE ONLARA DİLEDİĞİ ŞEYLERİ ALLAH CELLE CELALUHU İHSAN EDER. SEN KİMSEDEN BİŞE İSTEMEZMİSİN BORÇ YADA YEMEK YADA HERHANGİ BİRŞEY SANA İSTEDİĞİNİ VERENLER ŞAHISLARMIDIR ZNNEDERSİN BİZE HERŞEYİ VEREN ALLAHTIR C. CELALLUHU O ARADKİLER SADECE ALLAHIN SEBEPLERİDİR DİKKAT EDELİM ALLAH CELLE CELALUHU DİLERSE OLMAZLAR OLUR, DİLEMEZSE OLACAKLARDA OLMAZ DEĞİLMİ ONUN İÇİN SÖYLEDİKLERİMİZE DİKKAT EDELİM.

  2. ALİ GALİP YÜCEL demiş

    EWET SENDE ÖYLE DÜŞÜNÜYORSAN EFENDİMİZ SALLALAHU ALEYHİ VESELLEME HANGİ KONUDA İTİRAZ EDİLMİŞ KİM İTİRAZ EDERSE DİNDEN ÇIKAR ALLAH KORUSUN. EFENDİMİZE NE EDEPSİZ BİR SÖZ !!!!! PEYĞAMBERİMİZE İTİRAZ EDEN SAHABE !!!! HAŞA SÜMME HAŞA HANGİ SAHABE EFENDİMİZ EFENDİMİZ SALLALLAHU ALEYHİ VESELLEME HANGİ SÖZÜNE İTİRAZ ETTİLER. SADECE EFENDİMİZ BUNU NASIL YAPALIM DEDİĞİNDE GÖRÜŞ BİLDİRMİŞLERDİR. EMİR TELAKKİ EDEN HANGİ SÖZÜNE İTİRAZ EDİLMİŞTİR BİLMİYORUM, DEĞİL İTİRAZ ŞÜPHEYE DÜŞMEK BİLE ALLAH KORUSUN TEHLİKEDİR. BİRAZ DÜŞÜNEREK YAZSANIZA AYNI HOCANIZ GİBİ YAPIYONUZ KENDİ KAFANIZA GÖRE YORUMLAYIP SUNUYORSUNUZ İNSAF DOĞRUSU.

  3. ALİ GALİP YÜCEL demiş

    BİR İNSAN KALBİNE BİR İNSANI NE İÇİN YERLEŞTİRİR 1. AŞIK OLUR HERŞEYDE ONU DÜŞÜNÜR KADINI KIBLE GİBİ GÖRÜR. PEKİ BİZ NEDEN KIBLEYE DÖNEREK NAMAZ KILIYORUZ. HAŞA ALLAH ORADAMI Kİ ORAYA DĞRU SECDE EDİYORUZ, ALLAH C.C EMİR BUYURDUĞU İÇİN HİÇBİR ŞÜPHE YOKKİ HAKİKİ BİR MÜMİN KABEDEN DAHA KIYMETLİDİR. ALLAH C.C İNDİNDE PEKİ BİR İNSAN ŞEYH DENEN BİR İNSANI KASLBİNE NE İÇİN KOYAR ALLAH İÇİN PEKİ O İNSANDA NİSANLAR ARASINDA ALLAHIN C.C SEVMİŞ OLDUĞU MUKARREB BİR KULSA SEBEBİ NEDİR ALLAH C.C. BUNDA YADIRGANACAK NE VAR ANLAMADIM. YANLIŞ SÖYLEMEYİN DEDİKLERİNİZLE ÇELİŞMEYİN SERVETİNİ VE AİLESİNİ İSLAMA ADAMIŞ BİR İNSANI NASIL TENKİD EDERSİNİZ DİYORSUNUZ. BU SÖZLE CÜBBELİNİN HOCASI HAKKINDAKİ SÖZ AERASINDA NE FARK VARKİ. AMA BURADA BİRTEK ŞEY VAR EĞER SENİN PEŞİNDEN GİTTİĞİN SAPIKSA ONUN SAYESİNDE SENDE MAHVOLDUN, CÜBBELİNİNKİ YANLIŞSA O YANDI, BANA SEN YANLIŞDASIN GİBİ GELİYO ALLAH HİDAYETİNİ ÜMMEDİ MUHAMMEDDEN ESİRGEMESİN AMİN. İYİ TETKİK EDİLİP TEVİLE GİDİLMEDEN BASKILDIĞINDA HADİSDEDE AYKIRI BİR DURUM AYEWTEDE AYKIRI BİR DURUM GÖREMEZSİN CÜBBELİNİN SÖYLEDİKLERİNDE

  4. FATİH SULTAN demiş

    Sen Mahmut efendi hz. leri gibi birini buldunda bulanıyon senin yerinde olsan imanımı tazelerdim kelimeyi tevhid getirip Ehli sünnet kitaplarından yararlanırdım.Sen bu sitede ne kadar kişiyi yönlendirirsen dalalete o kdar büyük VEBAL desin günahdasın.

  5. FATİH SULTAN demiş

    Sen İmamı Azamdan ra. iyimi biliyon sen imam gazali ra. sen İmam Rabbani hz. ra. iyimi biliyon.
    Ehli sünnetin müdafası ol. Her şeyin bir ölçüsü var.

  6. isimsi biri demiş

    sizden daha cahil sizden daha edebsiz cahil kim olabiliyorki islamı tertemiz olan bir alimlere. laf atıyorsunuz.ALLAHU teala bir kulun hayırsızlıgını isterse dostlarına laf attırarak okimseye elem verici azab hazırlar tabiki okul iradesini o yöne kullandıgı için . sizin gibi edepsizlerin piz sözleriyle onlar kirlenmez ama sizin gibi insanlar kendi sözleri ile hem ALLAH katında hemde müslümanlar katında pis olur.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

 
Follow

Get every new post delivered to your Inbox.